Lazer kıl kökünü tahrip etmektedir. Burada amaç, kıl kökünde kalıcı hasar yaparken çevredeki dokuya hasar vermemektir. Lazer enerjisi derinin altındaki kıl köküne ulaşır. Kıl kökleri ve bunu besleyen germinatif yapı lazer enerjisini emer. Bu şekilde etkilenen kıl tekrar çıkmamaktadır.
Burada önemli nokta, lazerin sadece kıl kökünü değil, kıl kökünün doğurucu yapısı olan, germinatif tabakayı da harab edebilmesidir. Sadece kıl kökü harab olduğunda, bir süre sonra, germinatif tabaka tekrar yeni bir kıl doğurabilmektedir. Lazer epilasyon seansları bittikten bir süre sonra aynı bölgelerde tekrar tüylenme olabilmekte ve bu hormonal değişimlere bağlanmaktadır. Oysa çoğunlukla bu olay yetersiz cihazlarla yapılan lazer epilasyon uygulamalarının kalıcı olamamasından kaynaklanmaktadır.
Sık sık karşılaştığınız ve artık tanıdık gelen
Nd-YAG,
Diod,
Alexandrite
lazer terimleri, farklı cihazların değil,
farklı lazer kategorilerinin isimleridir. Bu lazer sistemleri arasındaki en önemli ve belirleyici fark, ürettikleri lazer ışınının
dalgaboyudur.
DİKKAT !!! Lazer ışını, ne kadar uzun dalgaboyuna sahipse, cilt içinde o kadar derine nüfuz eder.
|
|
|
Super Nd-YAG lazerlerde, lazer ışını direkt olarak kıl kökü ve germinatif tabakaya etki ettiğinden, kıl kökü ve germinatif tabakada tamamen harabiyet yaratmakta ve böylece etkili ve kalıcı bir epilasyon sağlamaktadır. |
Daha kısa dalga boyuna sahip diğer lazer sistemleri, derinde yerleşen kıl köküne ulaşamadıkları için, enerjiyi köke ulaştırmak amacıyla kılın kendisini iletken olarak kullanırlar. Ancak bu durumda kılın kendisi yanmakta ve hemen dökülmekte ancak kıl kökü yeterince etkilenmediği ve germinatif tabaka sağlam kaldığı için, kısa bir süre sonra lazer uygulaması yapılmış olan kıl köklerinden tekrar kıl çıkabilmektedir. Bu da seans sayısını arttırmakta, tedavi süresini uzatmakta, maliyeti arttırmaktadır ve yapılan epilasyon işlemi kalıcı olmamaktadır.












